Defne
New member
Bir evde patlıcan kıymayla buluşurken başka bir evde yalnızca soğan, domates ve zeytinyağıyla pişebiliyor.
Ve ikisi de “ev yemeği” olarak hafızalarda yer edinebiliyor.
Dördüncü Deneme: Patlıcan Pizza Tabanı Olur mu?
Gecenin en tartışmalı fikri benden geldi.
“Patlıcanı pizza tabanı gibi kullansak?”
Murat birkaç saniye sessiz kaldı.
“Bu artık tarif değil, deney,” dedi.
Ayşe ise hiç itiraz etmedi.
Kalın patlıcan dilimleri kestik. Hafifçe yağlayıp fırınladık. Üzerine domates sosu, mozzarella peyniri, zeytin ve kekik koyduk. Birkaç dilime mantar, birkaçına da közlenmiş biber ekledik.
Fırından çıktığında mutfak inanılmaz güzel kokuyordu.
Tabii bunun klasik pizzayla aynı şey olduğunu iddia etmek mümkün değildi. Zaten amaç da bu değildi.
Patlıcan burada hamurun yerine geçen bir sebze tabanıydı.
Özellikle ekmek tüketimini azaltmak isteyenler için farklı bir fikir olabilirdi. Ancak “sağlıklı” kelimesini kullanırken de ölçülü olmak gerekiyor. Üzerine bol peynir ve yağ eklediğinizde yemeğin enerji içeriği doğal olarak değişecektir.
Bence mutfakta en güzel alışkanlıklardan biri de bu: Bir tarifi “mucize yemek” diye sunmak yerine ne olduğunu olduğu gibi kabul etmek.
Beşinci Tarif: Patlıcanlı Mercimek Köftesi Fikri
Gecenin sonlarına doğru artık herkes biraz yorulmuştu.
Fakat mutfakta hâlâ deneme isteği vardı.
Bu kez elimizde haşlanmış mercimek ve közlenmiş patlıcan bulunuyordu.
“İkisini birleştirelim,” dedim.
Murat hemen oran hesaplamaya başladı. Ayşe ise kıvamın çok yumuşak olmaması gerektiğini söyledi.
Mercimeği, ince bulguru, közlenmiş patlıcanı, salçayı, limon suyunu, yeşil soğanı ve baharatları bir araya getirdik.
İlk denemede kıvam fazla yumuşaktı.
Murat çözümü buldu: Biraz daha ince bulgur ekledi.
Ayşe ise “Biraz bekletelim, bulgur zaten sıvıyı çekecek,” dedi.
Bekledik.
Gerçekten de kıvam düzeldi.
Bu küçük olay, gecenin tamamının özeti gibiydi. Bazen çözüm hemen müdahale etmek değil, biraz beklemekti. Bazen de beklemek yerine problemi doğrudan düzeltmek gerekiyordu.
Sonunda elimizde klasik mercimek köftesinden farklı, patlıcanın isli aromasını taşıyan bir meze oluştu.
Patlıcanla Yapılabilecek Farklı Yemek Fikirleri
O geceden sonra patlıcana daha farklı gözle bakmaya başladım. Evde birkaç patlıcan olduğunda aklıma artık yalnızca karnıyarık gelmiyor.
Mesela:
Közlenmiş patlıcanlı makarna: Közlenmiş patlıcanı sarımsak, domates ve zeytinyağıyla birleştirip makarnaya sos yapabilirsiniz.
Patlıcan mücveri: Rendelenmiş veya ince doğranmış patlıcanı yumurta, un, yeşillik ve baharatlarla karıştırıp tavada ya da fırında pişirebilirsiniz.
Patlıcanlı börek: Közlenmiş patlıcanı peynir ve maydanozla birleştirip yufkanın içine koyabilirsiniz.
Patlıcanlı pilav: Küçük küpler halinde doğranmış ve önceden sotelenmiş patlıcanı pirinç pilavına eklemek oldukça farklı bir aroma verir.
Patlıcan kebabı: Patlıcanı köfteyle birlikte şişe dizip fırında veya uygun bir ızgara yönteminde pişirebilirsiniz.
Patlıcanlı nohut yemeği: Özellikle domatesli ve baharatlı bir sosla pişirildiğinde oldukça doyurucu bir sebze yemeğine dönüşebilir.
Köz patlıcan çorbası: Közlenmiş patlıcanı soğan, sarımsak ve sebze suyuyla birleştirip blenderdan geçirerek yoğun aromalı bir çorba hazırlayabilirsiniz.
Patlıcan salatası: Közlenmiş patlıcan, domates, biber, maydanoz, limon ve zeytinyağıyla sıcak günlerde oldukça ferah bir seçenek olabilir.
O Geceden Aklımda Kalan Asıl Şey
Gece bittiğinde masanın üzerinde birkaç boş tabak, biraz ekmek kırıntısı ve hâlâ konuşulan tarifler vardı.
Murat telefonuna not alıyordu.
“Patlıcanları daha ince keseceğim. Bir sonraki denemede fırının sıcaklığını da düşürürüm.”
Ayşe ise ertesi gün komşularına tattırmak üzere kalan mezeyi küçük bir kaba koyuyordu.
“Bunu annem çok sever,” dedi.
İşte o cümlede patlıcanın başka bir tarafını gördüm.
Bazı yemekler yalnızca açlığı gidermek için yapılmıyor. Bir tarif, bir insanı çocukluğuna götürebiliyor. Başka bir tarif bir bayram sofrasını hatırlatabiliyor. Bir başkası ise ekonomik imkânların sınırlı olduğu dönemlerde ailelerin elindeki az malzemeyle doyurucu yemekler yaratma becerisini anlatabiliyor.
Patlıcan bu açıdan son derece ilginç.
Gösterişli olmak zorunda değil.
Pahalı malzemeler istemiyor.
Doğru pişirildiğinde tek başına bile güçlü bir lezzet oluşturabiliyor.
Üstelik dünyanın farklı mutfaklarında bambaşka biçimlerde karşımıza çıkıyor.
Belki de bu yüzden yüzyıllardır sofralardan eksilmiyor.
Sizin Patlıcan Hikâyeniz Hangisi?
Şimdi merak ettiğim asıl şey şu:
Siz patlıcanı en sıra dışı nasıl yaptınız?
Közleyip yoğurtla mı karıştırdınız, makarnaya mı eklediniz, börek harcına mı koydunuz, yoksa hiç denenmemiş bir tarif mi çıkardınız?
Benim için o geceden sonra patlıcan artık “karnıyarık yapılacak sebze” olmaktan çıktı. Bir çeşit mutfak başlangıç noktası haline geldi.
Dolapta patlıcan varsa insanın önünde onlarca ihtimal beliriyor.
Belki bugün klasik bir yemek yaparsınız.
Belki de patlıcanı pizza tabanı yapıp evdekileri şaşırtırsınız.
Belki tarif tamamen başarısız olur.
Ama bence mutfakta başarısız bir deneme bile işe yarıyor. Çünkü bir sonraki yemeğin nasıl daha iyi yapılacağını öğretiyor.
Asıl soru şu:
Elinizde sadece birkaç patlıcan, bir soğan, birkaç domates ve temel baharatlar olsa, siz nasıl bir yemek çıkarırdınız?
Forumda tariflerinizi paylaşın. Özellikle aileden kalan, ölçüsü “göz kararı” olan ve yıllardır defterlere girmeden yapılan patlıcan yemeklerini çok merak ediyorum.
Çünkü bazen en güzel tarif, yemek kitabında yazan değil; “Biz bunu evde böyle yapardık” diye başlayan tarif oluyor.
Ve ikisi de “ev yemeği” olarak hafızalarda yer edinebiliyor.
Dördüncü Deneme: Patlıcan Pizza Tabanı Olur mu?
Gecenin en tartışmalı fikri benden geldi.
“Patlıcanı pizza tabanı gibi kullansak?”
Murat birkaç saniye sessiz kaldı.
“Bu artık tarif değil, deney,” dedi.
Ayşe ise hiç itiraz etmedi.
Kalın patlıcan dilimleri kestik. Hafifçe yağlayıp fırınladık. Üzerine domates sosu, mozzarella peyniri, zeytin ve kekik koyduk. Birkaç dilime mantar, birkaçına da közlenmiş biber ekledik.
Fırından çıktığında mutfak inanılmaz güzel kokuyordu.
Tabii bunun klasik pizzayla aynı şey olduğunu iddia etmek mümkün değildi. Zaten amaç da bu değildi.
Patlıcan burada hamurun yerine geçen bir sebze tabanıydı.
Özellikle ekmek tüketimini azaltmak isteyenler için farklı bir fikir olabilirdi. Ancak “sağlıklı” kelimesini kullanırken de ölçülü olmak gerekiyor. Üzerine bol peynir ve yağ eklediğinizde yemeğin enerji içeriği doğal olarak değişecektir.
Bence mutfakta en güzel alışkanlıklardan biri de bu: Bir tarifi “mucize yemek” diye sunmak yerine ne olduğunu olduğu gibi kabul etmek.
Beşinci Tarif: Patlıcanlı Mercimek Köftesi Fikri
Gecenin sonlarına doğru artık herkes biraz yorulmuştu.
Fakat mutfakta hâlâ deneme isteği vardı.
Bu kez elimizde haşlanmış mercimek ve közlenmiş patlıcan bulunuyordu.
“İkisini birleştirelim,” dedim.
Murat hemen oran hesaplamaya başladı. Ayşe ise kıvamın çok yumuşak olmaması gerektiğini söyledi.
Mercimeği, ince bulguru, közlenmiş patlıcanı, salçayı, limon suyunu, yeşil soğanı ve baharatları bir araya getirdik.
İlk denemede kıvam fazla yumuşaktı.
Murat çözümü buldu: Biraz daha ince bulgur ekledi.
Ayşe ise “Biraz bekletelim, bulgur zaten sıvıyı çekecek,” dedi.
Bekledik.
Gerçekten de kıvam düzeldi.
Bu küçük olay, gecenin tamamının özeti gibiydi. Bazen çözüm hemen müdahale etmek değil, biraz beklemekti. Bazen de beklemek yerine problemi doğrudan düzeltmek gerekiyordu.
Sonunda elimizde klasik mercimek köftesinden farklı, patlıcanın isli aromasını taşıyan bir meze oluştu.
Patlıcanla Yapılabilecek Farklı Yemek Fikirleri
O geceden sonra patlıcana daha farklı gözle bakmaya başladım. Evde birkaç patlıcan olduğunda aklıma artık yalnızca karnıyarık gelmiyor.
Mesela:
Közlenmiş patlıcanlı makarna: Közlenmiş patlıcanı sarımsak, domates ve zeytinyağıyla birleştirip makarnaya sos yapabilirsiniz.
Patlıcan mücveri: Rendelenmiş veya ince doğranmış patlıcanı yumurta, un, yeşillik ve baharatlarla karıştırıp tavada ya da fırında pişirebilirsiniz.
Patlıcanlı börek: Közlenmiş patlıcanı peynir ve maydanozla birleştirip yufkanın içine koyabilirsiniz.
Patlıcanlı pilav: Küçük küpler halinde doğranmış ve önceden sotelenmiş patlıcanı pirinç pilavına eklemek oldukça farklı bir aroma verir.
Patlıcan kebabı: Patlıcanı köfteyle birlikte şişe dizip fırında veya uygun bir ızgara yönteminde pişirebilirsiniz.
Patlıcanlı nohut yemeği: Özellikle domatesli ve baharatlı bir sosla pişirildiğinde oldukça doyurucu bir sebze yemeğine dönüşebilir.
Köz patlıcan çorbası: Közlenmiş patlıcanı soğan, sarımsak ve sebze suyuyla birleştirip blenderdan geçirerek yoğun aromalı bir çorba hazırlayabilirsiniz.
Patlıcan salatası: Közlenmiş patlıcan, domates, biber, maydanoz, limon ve zeytinyağıyla sıcak günlerde oldukça ferah bir seçenek olabilir.
O Geceden Aklımda Kalan Asıl Şey
Gece bittiğinde masanın üzerinde birkaç boş tabak, biraz ekmek kırıntısı ve hâlâ konuşulan tarifler vardı.
Murat telefonuna not alıyordu.
“Patlıcanları daha ince keseceğim. Bir sonraki denemede fırının sıcaklığını da düşürürüm.”
Ayşe ise ertesi gün komşularına tattırmak üzere kalan mezeyi küçük bir kaba koyuyordu.
“Bunu annem çok sever,” dedi.
İşte o cümlede patlıcanın başka bir tarafını gördüm.
Bazı yemekler yalnızca açlığı gidermek için yapılmıyor. Bir tarif, bir insanı çocukluğuna götürebiliyor. Başka bir tarif bir bayram sofrasını hatırlatabiliyor. Bir başkası ise ekonomik imkânların sınırlı olduğu dönemlerde ailelerin elindeki az malzemeyle doyurucu yemekler yaratma becerisini anlatabiliyor.
Patlıcan bu açıdan son derece ilginç.
Gösterişli olmak zorunda değil.
Pahalı malzemeler istemiyor.
Doğru pişirildiğinde tek başına bile güçlü bir lezzet oluşturabiliyor.
Üstelik dünyanın farklı mutfaklarında bambaşka biçimlerde karşımıza çıkıyor.
Belki de bu yüzden yüzyıllardır sofralardan eksilmiyor.
Sizin Patlıcan Hikâyeniz Hangisi?
Şimdi merak ettiğim asıl şey şu:
Siz patlıcanı en sıra dışı nasıl yaptınız?
Közleyip yoğurtla mı karıştırdınız, makarnaya mı eklediniz, börek harcına mı koydunuz, yoksa hiç denenmemiş bir tarif mi çıkardınız?
Benim için o geceden sonra patlıcan artık “karnıyarık yapılacak sebze” olmaktan çıktı. Bir çeşit mutfak başlangıç noktası haline geldi.
Dolapta patlıcan varsa insanın önünde onlarca ihtimal beliriyor.
Belki bugün klasik bir yemek yaparsınız.
Belki de patlıcanı pizza tabanı yapıp evdekileri şaşırtırsınız.
Belki tarif tamamen başarısız olur.
Ama bence mutfakta başarısız bir deneme bile işe yarıyor. Çünkü bir sonraki yemeğin nasıl daha iyi yapılacağını öğretiyor.
Asıl soru şu:
Elinizde sadece birkaç patlıcan, bir soğan, birkaç domates ve temel baharatlar olsa, siz nasıl bir yemek çıkarırdınız?
Forumda tariflerinizi paylaşın. Özellikle aileden kalan, ölçüsü “göz kararı” olan ve yıllardır defterlere girmeden yapılan patlıcan yemeklerini çok merak ediyorum.
Çünkü bazen en güzel tarif, yemek kitabında yazan değil; “Biz bunu evde böyle yapardık” diye başlayan tarif oluyor.